Monday, 2 September 2019

İki kişi, bir hikaye

(1)


Adam merdivenleri çıkmaya başladığı anda, eski anıları geriye sarmaya başladı. En son ayrıldıkları zaman canlandı ilk adımında. Sanki o zamanın içine girmişti renkleri,kokuları, pencereden içeri giren sakin esintiyi kulağına değişini hissetti. Sesleri hatırlamaya başladı. Sessizlik ve esinti... Ayrılırken hiç seslerini yükseltmediler birbirlerine. Zaten sesini yükseltmek kadının hakkıydı ama yapmadı. Çok derin ve sessizce baktı. O derin bakışlarında veda etmeye başlamıştı bile. Kadın sustukça, Adam daha da sustu. Merdiven adımlarını çıktıkça son anlarını tekrar yaşıyordu adam. Son basamakta durdu ve onu gördü. Kadının arkası dönüktü. İki yıl geçmişti o son anlardan şimdiye.


 Saçları hala uzundu, tıpkı adamın da sevdiği gibi, oysa ki kısa saçı severdi kadın. Zayıflamış. Kansermiş. Öğrendiği kafede hızlıca tuvalete zor attı kendini. Kabine girdi. Bir an...bir saniye tüm dünyadan soyutlandı nefesi hızlandı daha da hızlandı.'Nasıl,neden..' Gülmeye başladı, Gülüşü şiddetlendikçe dizleri vücudunu taşımamaya başladı. Güldükçe yere eğilmeye başladı. Neden yer çekimine karşı gelsin ki oturdu, oturdu ve gülmesi ne kadar şiddetlenmişse ağlaması da şimdi o şiddetle başlamıştı, önce gözlerine geldi o şiddet. Elini ağzına götürdü. Sanki mühürledi. Ses çıkarmadan ağlamaya başladı. 'Neden O? Neden Kanser?' onu görmek istedi ama 'Nasıl' iki yıl geçmişti. Ne diyecekti? ...


 Son basamakta kadını gördü ve kanser olduğunu öğrendiği kafedeki anıları, adamı bir kez daha aklını karıştırmıştı. Oradaydı işte. Bir huzur vardı şimdi. Onu görmek nasıl hala huzur veriyordu bu duygularını nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Ayrılmak istememişti ama suçluydu. Hoş!! suç dediğin nedir? Ayrılığı kadın istemişti haklıydı da. Ona hala hak veriyordu. Kadın adama döndü. Zayıftı, hastalık zayıflatmıştı... Beyaz tenliydi ama çok solgundu. Ama gözleri... Hala canlıydı. Karşına çıkana kadar ki anılarının duygularında yarattığı hoyratlık üstüne hala canlı bakan gözleri, Adam 'içimdeki duygu dağınıklığımı görebiliyor mu?' diye düşündü. Adam gergindi ama huzurluydu. Adamı görünce gülümsedi.


 Kanseri ileri safhadaydı. Ama nasıl bu kadar canlı bakan gözleri olabilirdi? Gözleri hep canlıydı. Hep merak ederdi. Araştırırdı. Kollarında son nefesini verdiği anda ve ondan sonraki hayatının her anında tek hatırladığı o canlı gözleri olacaktı. Adam 'Bana hala kızgın mısın?' diye sordu. Kızgın olsun isterdi. Kendisini unutsun. Kadın '....ben ölüyorum, yanımda nefret götürecek kadar güçlü değilim...' O konuşurken sadece bu lafları seçebildi. Kadın 'beni deniz kenarına götürür müsün?' diye sordu. Deniz onların hayatının hep en önemli parçası olmuştu. Deniz kenarında tanışmış, önemli anılarında hep deniz vardı.

 Devamı yarın....

Monday, 22 February 2016

Sevgili Çocuğum

Sevgili Çocuğum,

Kimsin?
Adını ne koydum?
Neye benziyorsun?
Kız mısın?
Erkek misin?
Esmer mi?
Kumral mı?
Yoksa sarışın mısın?
Gözlerin ne renk?
Ne zaman doğdun?
Kişiliğinde benden neler alacaksın?
.......

Senin hakkında hiçbir şey bilmiyorum ama sana ÇOK ihtiyacım var
Seni büyütebilmek için seninle büyümem lazım
Artık büyüyebilmem için geç kalma !
Çocuk kalmaktan yoruldum...



Monday, 2 November 2015

Icim Aciyor



Aciyor arkadaslar hem de cok aciyor....
Uzun zamandir aciyor da artik susuyorum ya
Bastan baslasam anlatmaya...
Ilahi adalet diye bir seye inancim vardi.
Yapanin yanina kar kalmazdi hani...
Hani nerede o ilahi adalet..hani
Icimdeki inancin kurumasina icim aciyor..
Analarin evlatlarini kor kursunlara, cop darbelerine kurban vermesine icim aciyor..
Askerlerin mayinlara, bombalara kurban olmasina icim aciyor...
Bir anneyi cocugunu kaybetmis bir ananin yuhalatilmasina icim aciyor...
Kutuplasmaya icim aciyor...
Biz diyememeye icim aciyor
Ankara`da parcalanan insanlara icim aciyor
Baris yazan bayraklarin olu bedenleri orttugunu gormek icimi acitiyor
Bir ailenin o dakikada parcalandigini bilmek canimi acitiyor
Bir abinin kardesinin cenazesinde isyanina icim aciyor
Levent Kirca`nin parasizliktan bir anda olup gitmesine icim aciyor
Haftalardir bebek gibi baktigimin tek bir tohumun yesil bir dal vermesini beklerken, bir solukta agac kesilmesine icim aciyor..
"Ayaginiza galos giyin" diyen birinin o anda oldurulmesi parcaladi yuregimi..
Bir insan hayati artik kac para bu ulkede?
Burasi benim vatanim ya, bu insanlar da benim insanim ama neden uzayliymisim gibi hissediyorum?
Buranin gunesi, havasi, suyu neden bir baska?
Neden Insani bambaska?


Sunday, 12 April 2015

Insan birini icinde biriktirdikce kendini ona teslim ediyordu

Eve geldi. Bilgisayarini acti. Bloguna bu aksam birseyler yazmaliydi. son bir haftadan baslayarak ozellikle son iki gun biriken duygularini bir cirpida icinden atmasi gerekiyordu. Onlar sanki icinde biriktikce daha cok agirlasiyor, kendi ozunu kaybediyordu. Kaybetmek degil de baskasina teslim oluyormus gibi hissediyordu. "Insan birini icinde biriktirdikce kendini ona teslim ediyordu" ne guzel bir cumle kurdugunu dusundu. "Iste yazmak boyle bir sey" diye gecirdi icinden. Kafandan bir plan yapamazsin hangi cumleleri kuracagini, sadece yazmaya baslarsin ve gerisi gelirdi. Hep yazar olmak istemisti ama bunun icin biraz fazla "becerememe korkusu" vardi. Belki ilerde bir yazar olabilecekti belki de hobiden oteye gidemeyecekti. Yazmak, okumak, dusunmek, dusundugunu kelimelere dokmek, dokmek, dokmek taa ki ici bosalana dek ne guzel bir seydi. Sarabin verdigi mayhos etki sanki yazmasina fayda saglayacak diye dusundu ama ilham getirmese de en azindan bu gece kafasi guzel, rahat bir uyku cekecegini dusundu. Cunku rahat ve ruyasiz bir uyku istiyordu. hele ki dun gece ruyasinda gordugu eski sevgilisini bu gece de ruyasinda gormek istemiyordu. halbuki ne rahat ayrilmisti ondan. O ana donup hala kafasinda tartiyordu. Ayrilmak zorundaydi. Baska caresi yoktu. Cunku deger verdigi ve ayrildiktan sonra farkettigi kadariyla sevdigi adam baska biriyle daha gorusuyordu. Ne yapilirdi ki bu durumda. Eger umursamaz davransaydi kendinden feragat edecekti.  insan ayrilirken aslinda kendini tercih ediyordu. Her ayrilikta hep kendine donuk bir tercih vardi. Farketmese de ne kadar mutevazi olsa da insan bencildi. kendini seciyordu. Eger umursamaz davransaydi kendine saygisi kalmayacakti. Kendisine saygi duymayan bir insana donusmek istemiyordu. Evet hayat kisaydi, hatta bostu ama bazi degerleri korumak gerektigine inaniyordu. bu onun kendi dogrusuydu. Mutlak bir dogru yoktu. Her dogru gibi goreceliydi. Kimse kimsenin dogrusunu elestirme hakkina sahip oldugunu dusunmuyordu. Hayat herkesi baska dogrulara suruklemisti.  Sevdigi adaminda dusundugu  dogrular aslinda ona ne kadar yanlis geliyor diye dusunmus ama elestirme hakkini kendinde gormemisti. Kimin haddineydi. Cunku  sevdigi adamin basindan bir intihar gecmis ve kurtulmustu. Intihardan kurtulan bir adam ne kadar eski hali gibi kalirdi ki. Intihar ondan neler almis, neler vermis hic sorgulamamisti. "Keske daha cok uzerine dusseydim. daha cok anlasaydim,sorsaydim" diye hayiflanmisti. Ama farketti ki karsisindaki artik kayip bir ruhtu. Bozulmustu. Her ne kadar bozulmus olsa da onun ilk erkegiydi. Sabaha kadar sevistigi... Onun icin her pozisyona girmisti. Bunlari hicbir degeri yoktu. Asil en  deger verdigi sey onunla ne kadar rahata opusebildigiydi. O zamana kadar opusmekten hep utanmisti. Ondan severek ayrilmisti. Sevmek nerede baslardi? KALb de mi beyinde mi? Bu sorunun cevabinin aslinda beyin oldugunu dusunuyordu. Onu aklimiza getiren ruyamizda bilincaltindan cikaran o sinsi beynin eseri olduugnu zannederken peki bu kalb agrisi nereden cikmisti? onu da mi beyin yapiyordu? Hayatinda ilk defa kalbinin agridigini hissetmisti. " belki bir baska erkekle sevissem onun unuturum" diye dusundu. Bu dusuncesinden utanmali miydi? Emin degildi.Sarabindan bir yudum aldi. Farketti ki  en son sarap ictigi aksam sevdigi adamla sabaha kadar sevisecekleri geceydi. unutacakti. unutmaliydi. unutturacakti zaman istemese de.

Thursday, 5 March 2015

Gene annem babamla oturduk bir gun

Gene oturmusuz gunlerden bir gun, mesela bugun, sabah kahvaltisindayiz. sabah kahvaltilari bir aile icin onemli olmalidir. Kahvaltiya onem vermeyen insanlardan kacinilmali bana gore. Cunku paylasima o kadar onem verilmezse zamanla hersey bos gelir. Bos isler yaninda bos duygulari da getirir ve gecen yillar insanin icini de bosaltir. Ici bombos bir insan sadece bir robota donusur. Yeni gunun yeni umutlari karsilikli yuzler birbirine bakilarak, paylasarak surmelidir. Zaman zaman o masada kavga da edilir ama cogunlukla gulusulur. Yapilan kavgalar da tutkuyla yapilir. Soyle karsi duvara bardagini atacaksin ki tutkuna, yasam enerjine, askina degsin. 

Annemle babamdan hep bahsedirim. Nasil mi bahsederim? "...Aman aman cok seviyorum onlari, canlarim onlar benim gibi..." ergen kiz laflari etmek amacinda degilim, beceremiyorum da...

Hayatta kimse mukemmel degildir. Zorlamaya gerek yok. Kusurluyuz iste. Bir yerinden arizaliyiz. Mesele arizamizin ne kadar gecici de olsa tamir edebiliyor olmasinda. Evet mukemmel degiliz, olamiyoruz da ama birbirini mukemmellestiren es bulmak veya olmak. Onlar hakkinda her zaman soyledigim sey iste buydu. Birbirinin mukemmeli olan iki insan. hergun onlarla uyaniyorum, ya da onlar birbiriyle uyaniyor desem daha dogru sanki. 

Bu sabah sordum ikisine de; "Tekrar bu hayatta gelseniz, gene birbirinizle evlenir miydiniz?" Annem de bir siritis, babamin gozlerinden ise bir bugulanis. Annem enerjik bir sekilde "Gene evlenirdim valla" derken, babam yari dusunceli "Hayir evlenmezdim" dedi..........NE?????????

Babama sordum. "Neden evlenmezdin?" ne diyecegini cok merak ederek cunku annem mukemmel bir kadindir. Babam "Annen bir daha karsima ciksa yuzumu cevirip evlenmezdim".... ALLAH ALLAH
"Neden?"
Babam: "Annene kiyamazdim" "Daha rahat bir hayat yasamasini isterdim"
Annem: " Ben gene evlenirdim"

Sizce hangisi birbirini daha cok seviyor??? Bu sorunun bir cevabi oldugunu dusunmuyorum. Cunku cevaplanarak kisitlanacak bir kalip degil. Hissedilmesi gereken duygu..
O kadar ki bu kadar cok bosanma vakalarinin yasandigi bu zamanda bosanmis musterilerimiz annemle babamin evliligine gipta edip dile getiriyorlar. Oyle ki annem hemen laf atti. "Biz bosansak herkeste bir sok etkisi yaratir herhalde" :) tabi ben de dururmuyum "Aman annecim sakin bosanmayin toplum bunu kaldiramaz" :))

Askta gurur var midir? Iki gundur bu soru kafamda yankilaniyor. Yok demeyin nolur. Cok affedersiniz okuz gibi bir gurur var ben de. Napalim genetigim boyle suc benim mi? Benim gibi okuz gururuna sahip olanlar bir klup kursak arada bulusup aglasak okuz gururlarimizi yaristirsak, sonra ayni okuz gururuyla gene hayatimiza devam etsek...

Yani toparlayayim artik.. Emek vermeden deger, kiymet bilinmez. Okuz gururu yaparak hicbirsey kazanilmaz, malesef kaybedilir. Askta gurur var midir? bu sorunun cevabini daha dusunmem yillar alacak. Ama emek vererek birbirinin mukemmeli bir es olabilir veya esiniz olabilir. Sevgi ve saygiya dayali anlayis, hosgoru lazim. Altyapisi saygi olmayan bir iliski er gec cokecektir. Once saygi duyarak bir adim baslatilir gerisi gelecektir...
Ve yillar gececek....
Ve yaslanacaksiniz
Ve yaninizda mukemmeliniz esiniz olacaktir :)))



Friday, 25 October 2013

Ask-Sarki-Kahraman


Bazen size cok dokunan bir ask sarkisina denk gelirsiniz. Her ask sarkisi gibi onun da ait oldugu bir ask vardir. Ve siz kisa bir sureligine onlarin askina dahil olursunuz  icine almasina izin verdiginiz icin. Onlar mutluysa siz de mutlusunuz. Onlar ayrilmissa siz de uzgun. Icinden bir olurseki eger, sizinde icinizde kanayan bir yara acilir. Onlar icin uzulurken, bir yaniyla kendinizi de uzuluyorsunuzdur cunku.

Bir askin buyuklugu,cekilen aciya baglidir. Ask acitir cunku. En buyuk aciyi ise Olum getirir. Geride kalan, hikayenin kahramanidir.

Hikaye bitirmemek icin tekrar tekrar basa doner.

Dunyanin en buyuk acisini omuzlamistir artik.

Hep geride kalarak... Sonsuza kadar...





Thursday, 15 August 2013

Dune, bugune, yarina kendime not






Insan ancak yalniz kalinca yazabiliyor. Ruhum yazmaya ac ama yalniz degilim...