Thursday, 20 October 2011

Okul kafeteryalari

Okul kafeteryalari, insan hayatinda ucuncu onem tasiyan mekandir. Gozlerimizi Ilk yuvamizda , ana kucaginda acariz. Sonra bir gun seni alirlar ve bir okula gotururler, gozune kestirdikleri ilk bos siraya oturturlar. Basini oksayip “artik okullu oldun” derler. Sen daha anlamadan arkalarini donup giderler. Bakarsin etrafina anlarsin evinden artik cok uzaktasin…sonra zil calar, kantine gidersin

Okul kafeteryalari, insanlari zorunluluklardan siyirir,ozgur birakir. Bir arkadasinizin selami daha samimidir, cunku icinden geldigi gibi davranir. Okul kafeteryalarinda asik olursun, askini itiraf edersin. Ilk randevuna orada baslarsin. Iliski, orada yeserir ya da bitirirsin. Oturursun en kosesine izlersin insanlari gun be gun.. asklarini, huzunlerini, kizginliklari, gururlarini, utanclarini…

Ilk kumara orada baslarsin. Batak atarsin, okey acarsin,bilardo,dart,langirt… ilk sigarani orada icersin. Kendi egonu orada yaratirsin. Kendini tanirsin, tanitirsin. Hoslandigin arkadasinla cinsellik paydasini ilk orada kaynastirirsin. Romantik muzikleri daha bi romantik gelir kulagina, o da benim gibi mi hissediyor diye bakarsin gozunun icine…

Ortak paydamiz, tek mekanimiz..Boyledir okul kafeteryalari, kimseler farkedemez icinde ne anilar ne duygular tasidigini. Ne kadar da onemliymis aslinda… neymis o zaman cikista ne mi yapiyoruz “café`de bulusalim” ok?

Thursday, 4 August 2011

Sevgili

Canimi en cok yakan sey,
Seni omrumun sonuna kadar unutamayacak olmam degil,
Asil bir gun seni unutacak olmam.
Once yavas yavas yuzun sonra anilar silinecek …
Sonra adin…
Ve bir gun gelecek ki,
Seni hic tanimamis gibi olacagim.
Kalbimdeki acinin yerini bir baskasi dolduracak,
Oysa ki kalbimde kanayan bir yara olmani istiyorum.
Sonsuz ol diye...

Tuesday, 26 July 2011

Uzaktasindir

Uzaktasindir...
Insan uzaktayken daha iyi taklit yaptigini bilir misiniz? Bir telefon gelir uzak oldugunuz yerden, sorar sana “Nasilsin?” diye, “iyiyim” dersin o ses tonuna heyecan katmaya calisirsin ki uzak oldugun yer suphelenmesin. Hep guzel seyler anlatirsin onlara, senle gurur duysunlar istersin. Dedim ya insan uzaktayken daha iyi taklit yapar.
Degisirsin uzaktayken...
Daha sessizlesirsin, daha dogrusu sen hep konusuyorsundur aslinda ama kimse duymuyordur. Farkedersin ki hep icinden konusmussun. Kendindeki degisimleri farkedersin, olgunlastigini hissedersin. Hem gurur duyarsin hem de huzun. Cunku buyumekten korkmussundur hep, cocukluga bir daha donemeyecek olmana.
Guclenirsin uzaktayken...
Elinde yalnizca bir cekic sabirla zorluk kayalarini parcalamaya calisirsin. Ilki her zaman zordur ama alisirsin. Alismak, guclenmenin oteki yuzudur aslinda.
Zayiflarsin uzaktayken...
Ilgi bekleyen simarik cocuga donusmek istersin ama korkarsin suclanmaktan, sen de kilifi degistirirsin, arkadas canlisi gibi gorunursun.
Gunluk hayaller artik seni terkeder; aslinda coktan sen terketmissindir onceden, hep iki adim sonrasini dusunmekten. Gelecegin hayalini cagirirsin ama tam gostermez kendini, guvenmez sana, ihanet etmistin bir kere bugunun hayaline.
Icinde olum olan duygusal filmlere tahammul edemezsin. Zaten yeterince kayibin vardir hayatinda.
Gunes acsin istemezsin artik. Yagmur seni rahatlatmaya baslar.
En son yazmaya baslarsin, yazarsin plan yapmadan icinden geldigi gibi. Icindeki sessiz cigligi susturdugunu farkedersin. Ve bir sonraki yaziya kadar hep ayni dongude savrulursun.
Herseye ragmen hic birseyin gucu, sendeki umudu almaya yetmez. Saklarsin onu, kendine bile zor gosterirsin, kirlensin istemezsin. Hayal kirikliklarin kirletir onu bazen. Tekrar temizlersin. Ve tekrar saklarsin icinde bir yerlerde. Farkedersin ki yasama sebebin, Umudun olmustur.

Saturday, 9 July 2011

Bedel

Sordum Olric`e “Ayni anda kac bedel odeyebiliriz Olric?”




Dedi ki “Odenir…Herseyin bedeli odenir; ictigin suyun, soludugun havanin bile, hic yasayamadigin baska hayatlarin, olamadigin baska kimliklerin..."




"Peki ya Ask`in… Ask`in bedeli de odenir mi?




"Odenir .. O da odenir lakin bir Ask `i kalsin, son nefesinde hayatina soyle bir selam ederken, aslinda sadece Ask`tan varoldugunu anliyacaksin donde de ki “ YASADIM ”…

Saturday, 25 June 2011

Sihirli Degnek





Eger sihirli bir degnegim olsaydi ve istedigimi yapabilseydim ilk isim oluleri canlandirmak olurdu.


Schillerin Listesi filmindeki kucuk kirmizi mantolu kizi geri getirirdim ve ona derdim ki:“Hersey bitti korkacak birsey yok, burada guvendesin artik oyunlar oynayabileceksin” .


Sonra Hitler tarafindan hain damgasiyla kursuna dizilen Alman komutan Colonel Claus Von Stauffenberg geri getirirdim. Derdim ki “Sen bir kahramansin, ailene dokunamadilar,yasiyorlar hala, cocuklarin buyudu, onlara gidebilirsin artik, bir de Hitler arsenikle hayatina son verdi” diyip goz kirpar,gulumserdim.


Sonra hic taniyamadigim Dede`lerimi getirirdim. Once kendimi tanitirdim “Torununuzum” derdim. “Masal anlatir misiniz?” diye sorardim. Sonra “ Dedecim bana harclik verir misin?”. Ve Dedeleri olan arkadaslarimi kiskanmayi birakirdim…


Sonra Buket Uzuner`in "Kumral Ada Mavi Tuna" adli romanindaki Aras`i getirirdim. Ona da "Kimseye ne kadar guclu oldugunu kanitlamak zorunda degilsin, sen kendini bil yeter. Sensiz Ada ve Tuna hayatlarina istedikleri gibi devam edemediler. Umutlari , hayalleri de senle birlikte öldu. Simdi o kopruden geri don ve birbirinizden hic ayrilamayin. Ada`yla mesut bir hayat seni bekliyor"


Sonra Deniz Gezmis, Yusuf Arslan ve Huseyin Inan`i getirirdim. Onlara da derdim ki “Yapacak cok isimiz var, degistirelecek cok zihniyet, biraktiginiz gibi hala…Hadi baslayalim”


Sonra Ugur Mumcu`yu getirirdim. Ona da “Silahini (kalemini) eline al ve Durma….”


Sonra Kemal Sunal`i getirirdim. Bizi tekrar guldursun isterdim. Beraberce Hababam Sinifi`ni izleyip gulmek isterdim.


Sonra Eskiya`yi getirirdim. Ona da “Sen Keje`ye , Keje sana hasret…Olduremediler seni Eskiya, Keje`yi al ve git buralardan, olecekseniz eger yanyana …”


Sonra Nazim Hikmet`i getirirdim. Derdim ki “Sana vatan haini dediler ama Sen herkesten, herseyden daha cok vatanseverdin. Memleketin sana hasret kaldi, tipki senin hasret kaldigin gibi…”


Sonra Hrant Dink`i getirirdim. “Ayagindaki delik pabucun bana insan olmayi ogretti”


Sonra Ahmet Taner Kislali`yi getirirdim. Ona da “Ogrencilerin seni bekliyor… Demokrasi, Ozgürlük kavramlari degerini yitirdi, Birinin tekrar ogretmesi lazim…”


Ve en son Mustafa Kemal... Hayir..... Onu getiremem... Utanilir gostermeye memleketin bu halini... Nasil soylenir "Biraktigin Memleket, ugrunda binlerce insanin kaniyla sulanan bu topraklar, bu soy.. somurge oldugunu, kirli savasin bas dolandiricisi ...


Nasil kiyilir Ata`ya, Yasarken Oldurmeye...


Onlar benim olulerim; Onlar, inandigim insanlik kavraminin birer parcalari...

Sunday, 29 May 2011

ucube








"....Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Ucube' diyerek kaldırılmasını istediği İnsanlık Anıtı'nın yıkımında sona yaklaşılıyor. Şu ana kadar 13 parçası kopartılan anıttın geriye kalan 5 parçanın da en geç iki hafta içinde kesilmesi planlanıyor....''

Bu bana -William Wallace'ı hatırlattı 'Cesur Yürek' filminden izleyenleriniz hatırlar, Ingıltere'nin işgaline karşı İskoçya'nın özgürlüğü için savaşan Wallace, Ingıltere Kralı II Edward adamları tarafından ele gecirilerek özür dilenmesi istendi. Neyin karşılıgında özür dileyecekti, istediği özgürlüğün karsılıgında mı? Eğmedi başını ve akıllara kazınan o ''ÖZGÜRLÜÜÜÜÜÜÜÜK'' diye bağırdı, o anda hepimizi ağlattı ve vücudu parçalara ayrıldı herbir parçası ibret olsun, kimse onun gibi bir daha ses çıkarmasın diye meydanlara asıldı. En son kalan başını sanki zafermiş gibi Londra'dakı Sarayın önündeki meydana koydular....

Bugün aynı seyi O anıta yapıyorlar, 13 parçaya ayırdılar onu, yetmiyor daha çok kesilmesi lazım... O sadece bir simge, mesele İNSANLIK'ın daha çok kesilmesi lazım, parçalanması lazım...

Hepimiz oturmuş heykelin canlanıp Wallace gibi ''ÖZGÜRLÜÜÜÜÜK'' diye bağırmasını bekliyoruz. Nafile... Bağırmıyor.. Sesi yok... Ne yapsın İnsanlık Anıtı, İnsanlık'ın savunulmadığı bir dünya yaşamaya mahkum olsun...O da gururla 'Öldürün beni' diyor....''Kesin....Ayırın vücudumu değil 13 parçaya ...1000 lerce parça olsun. Ibret olsun 'Asın benı Vatan'ın dört bir yanına' ve karşısına geçip de gururlanın... 'İnsanlık Anıtı'nı yıktık' diye o da yetmedi parçalarını astık ibret olsun bu ülkede biri ağzına insanlık lafını almadan önce bir kez daha düsünsün diye...''
Bir de başını 'Allahüekber' diyerek kestiler..Utanmaz Allah'sız insanlar....

Ucube bile olsa Yıkılmazdı O Anıt.. Çünkü adı: İnsanlık Anıtı'ydı..İnsanlar yaşayıp ölürler ama İNSANLIK ASLA ÖLMEZ....

Tuesday, 24 May 2011

Annem`e

“Ana gibi yar olmaz”… “Aglarsa bir anam aglar gerisi yalan aglar”… Ne guzel atasozlerimiz var, hayran kalmamak elde degil. Her sevgi bir sinavdan gecer ya orada son bulur ya da yikilmamacasina kuvvetlenir yaa analik sevgisi de bu sinava tabiii ama ana`nin sevgisi asa!!!degil tabi olmak, dusuncesi bile kabul edilmez.

Doctor olacakti annem okul ucuncusuydu. OSS`ye 10 gun kala vurdular babasini, hem de baskasinin davasina, 17 yasindaydi annem , en kucuk teyzem 9 yasinda…Arkadan vuruldu dedem, hem de misafir ettigi adama arkasini donmustu. Annem son kez morg`da gormustu dedemi. Dedi ki “gogsu paramparcaydi... cok soguktu bedeni...” ilk defa itiraf ediyordu yillar sonra. Cok aglamadi... Zaten yeterince aglamisti yillar once.



Ketum bir kadindir annem, kan kussa soylemez, ama sicak dus olmayinca ortaligi yikar :) 17 yasinda buyudu. Birden... Tek bir gece de... Tek bir anda …Buyudu… Kocaman kadin oldu ise girdi 3 kardesine bakti. Annem …. Benim annem…. O benim ANNEM….



Annemle arkadas gibiyizdir dicem simdi ama Yalan!!! o anne, ben de kiziyim.Rolumuz basit, kilifi degistirmeye gerek yok. Hayatta anneme gidipte benim erkek arkadasim var diyemem. Istemez “once okulun” der. Hatirliyorum da, 16 yasindaydim bir cocuk bana cikma teklif etmis. Anneme soyledim cok sert bir sekilde “olmaz sen 16 yasindasin, cok gencsin, universiteyi bitirdikten sonra olur bu isler” demesi asiri kollamaciligindan, once bizim hayatta guclenmemizi istemesindendi. Ask`in karin doyurmadigini ogrenmisti yillar once..17 yasinda… hayatta tutunabilmenin sirrini cozmustu.




Hani asiri harcama yaparsiniz da babaniz kizmasin diye annenizden istersiniz parayi.. ne tatliydi o parayi almak, hissetmek o anda ANNE`yi ,,, dusunursunuz guven icin de ` Annem var nasil olsa` sanki hic bu diyardan o da gocmeyecekmis gibi.




Her insana gecis vermelisiniz hayatiniza girmesi icin, inandigim bir sey varsa o da insanlar bos yere karsilasmazlar bu hayatta. Herkes birbirinden biseyler alir ve verir, nitekim ben de annemin degerini baska birinin sayesinde anladim. Insan kördür, karsisindakinin degerini anlamaz bunun icin bazen baskalari icine dahil olur anlatmak icin. Canimiz acisa hisseder mi gercekten anne, inanalim mi? Ben hissetmiyorum, kendi cocugumda hissedebilecek miyim? Onu da bilmiyorum.


Yillar sonra annem ilk defa bir hayalinden bahsetti. Bu zamana kadar hepimizin hayalleri icin calisan kadin dedi ki bir gun “ Cunda adasinda bir tas ev`im olsun, emekliligimi orada gecirmek istiyorum” hala omuzlarinda biriken borcu odemeye calisirken,, 48 yasinda ilk defa hayalinden bahsetti.. o zamana kadar sirasini hep devretmisti birimize…


Annelik ne garip bir duygu, aklim almiyor hala, hayatini tek bir varliga adamak o nefes aliyorsa almak,, onunla yasamak,,son nefesinde hala onu dusunmek, bu dunyadan gocerken, son nefesini vermeye ramak kalmisken bile hala… “Bensiz nasil korur o kendini “ diye sormakmis…