Özgürlüğü elinde olan tek çiçektir Gelincik.Onu,saksıda yetiştiremezsiniz.Ya da yerinden ayırıp da yaşatamazsınız.Üç günlüktür ömrü. Özgürce üç gün..Japonlar şöyle der; ‘ Gelincik, insan ömrü gibidir.Dünü vardır.Yaşamıstır.Bugünü vardır.Yaşıyordur.Ama yarını belli değildir. l.Dünya Savaşı’nın sembollerindendir.Bir bölgede çok asker ölürse orada gelincik çiçeğinin biteceğine inanılır.Bizde ki ismiyle geleneksel Türk gelinliklerinin kırmızı olmasından gelir.Küçük birer gelin olarak görülürler
Thursday, 15 August 2013
Dune, bugune, yarina kendime not
Wednesday, 5 June 2013
Direnis neleri degistirdi?
Sunday, 5 August 2012
Sus
Seni gordum. Kalktim. Yurudum. Geldim. Konustum. Dinledin. Oturdum. Konustum. Dinledin. Konustun. Dinledim. Sustum. Sustun. Kalktim. Gittim. Aradim. Actin. Geldim. Bekledim. Geldin. Konustum. Konustun. Guldum. Guldun. Gulduk. Sustum. Sustun. Sustuk.
Sustuk. Sustuk. Sustuk. Gittim. Gittin. Bekledim. Gelmedin. Beklemedim. Terkettin. Ozledim. Karsilastik. Sustum. Sustun. Sustuk. Sustuk. Sustuk. Sustuk….
Sen ve ben hep sustuk…sustuk...sustuk...
Saturday, 4 August 2012
3. Cogullar
Friday, 29 June 2012
M=Mutluluk , Mezar
Thursday, 12 April 2012
“Bazen”lerimiz….
Zaman kavrami uc dilimden olusmustur bildiginiz uzere; gecmis zaman, simdiki zaman ve gelecek zaman. En basitinden ifade edersek; ya yasamissindir, yasiyorsundur ya da yasayacaksindir… ama bir de “Bazen”ler vardir. Bunlar, bu uc zaman diliminin icindeki kara delikler gibidirler. O “Bazen”ler, gecmisteki hissettigin duygunu sana simdikinde hatirlatir ve emin olarak bilirsin ki gelecekte de hatirlayacaksindir.
Iste, “Bazen” dediginiz anda duygularinizin zaman boyutunda yer degistirmissindir.
Bazen derin kara bir deligin icinde oldugumuzu hissederiz, gittikce cekiliyoruz sanki, belki o deligin en dibindeyiz de yukaridaki isiga bakinca kendimizi yakininda zannediyoruz. Bazen, bazen`e karisir ki asilmasi gereken tek engel kendimizmisiz megerse... Hikaye biz oluruz. Hikayeyi hep baska yerlerde, baska bedenlerde, gectigimiz yollardan geriye yuruyup ararken bir an gelir de farkederiz ki hikaye bastan bizmisiz. Biz….Sen…Ben
Bazen cigerini yirtana kadar bagirmak gelir ya icinden, agzini actigin anda hic bir ses cikaramazsin. Iste o cigligin, sessizliginin siddetine donusur, icine akar agir agir. Midenden asagi suzulur once, kanina gecer, damarlarindan vucudunun her noktasinda atar.
Hikayelerimiz cigliklarimizin icimize aktigi zamanda yazilmaya baslar.
Derin bir nefes cekmek istersin. O nefesinin icine bir “Hayat” koyarsin. Icine baska birinin hayatini da sigdirmaya calisirsin. Ask`la, Tutku`yla, Huzun, Ayrilik, Ihanet, Nefret, Intikam, Nese`yle suslersin. Kalb atisini, sicakligi hissedersin. Bazen yorulursun, durursun ve o cektigin derin nefesin agirligini tasiyamadigini hissedersin. Uflemek istiyorsundur artik. Dursun istersin hersey, oysa ki ihtiyacin olan sey sessizliktir.
Sessizligin asaletini ariyorsundur artik. Tek istedigin dinlenmektir.
Kül olana kadar batarsin bazen. Bile bile, hisse de hisse de batarsin. Bunu ister misin yoksa izin mi verirsin, bilemezsin. Ne hissettigini bilemezsin. Tekrar yaratirsin kendini, o kül parcalarini tekrar bedene cevirmek icin ugrasirsin.
Bazen herseyi bildigini sanirsin, bazen hicbir sey bilmedigini anlarsin.
Ne zaman kirlendigini hissetsen, bir yerlerde masumiyeti ararsin. Sarkilarda, yuzlerde, bedenlerde, ruhlarda, Icinde, kendinde… Ne zaman mahsumiyet arasak, bir cocugun gulusunde buluyoruz. Sonra kendini o cocukla ozdeslestirirsin, unuttugun ya da kaybettigin ve yahutta hala sakladigin masumiyetini hatirlarsin, bu seni hep uzmustur.
“Yalniz kalan” degil, “Yalnizligi secen” olmussundur.
Ve bazen "Bazen" dedigimizde anda kaybetmisizdir...