Özgürlüğü elinde olan tek çiçektir Gelincik.Onu,saksıda yetiştiremezsiniz.Ya da yerinden ayırıp da yaşatamazsınız.Üç günlüktür ömrü. Özgürce üç gün..Japonlar şöyle der; ‘ Gelincik, insan ömrü gibidir.Dünü vardır.Yaşamıstır.Bugünü vardır.Yaşıyordur.Ama yarını belli değildir. l.Dünya Savaşı’nın sembollerindendir.Bir bölgede çok asker ölürse orada gelincik çiçeğinin biteceğine inanılır.Bizde ki ismiyle geleneksel Türk gelinliklerinin kırmızı olmasından gelir.Küçük birer gelin olarak görülürler
Sunday, 12 April 2015
Insan birini icinde biriktirdikce kendini ona teslim ediyordu
Eve geldi. Bilgisayarini acti. Bloguna bu aksam birseyler yazmaliydi. son bir haftadan baslayarak ozellikle son iki gun biriken duygularini bir cirpida icinden atmasi gerekiyordu. Onlar sanki icinde biriktikce daha cok agirlasiyor, kendi ozunu kaybediyordu. Kaybetmek degil de baskasina teslim oluyormus gibi hissediyordu. "Insan birini icinde biriktirdikce kendini ona teslim ediyordu" ne guzel bir cumle kurdugunu dusundu. "Iste yazmak boyle bir sey" diye gecirdi icinden. Kafandan bir plan yapamazsin hangi cumleleri kuracagini, sadece yazmaya baslarsin ve gerisi gelirdi. Hep yazar olmak istemisti ama bunun icin biraz fazla "becerememe korkusu" vardi. Belki ilerde bir yazar olabilecekti belki de hobiden oteye gidemeyecekti. Yazmak, okumak, dusunmek, dusundugunu kelimelere dokmek, dokmek, dokmek taa ki ici bosalana dek ne guzel bir seydi. Sarabin verdigi mayhos etki sanki yazmasina fayda saglayacak diye dusundu ama ilham getirmese de en azindan bu gece kafasi guzel, rahat bir uyku cekecegini dusundu. Cunku rahat ve ruyasiz bir uyku istiyordu. hele ki dun gece ruyasinda gordugu eski sevgilisini bu gece de ruyasinda gormek istemiyordu. halbuki ne rahat ayrilmisti ondan. O ana donup hala kafasinda tartiyordu. Ayrilmak zorundaydi. Baska caresi yoktu. Cunku deger verdigi ve ayrildiktan sonra farkettigi kadariyla sevdigi adam baska biriyle daha gorusuyordu. Ne yapilirdi ki bu durumda. Eger umursamaz davransaydi kendinden feragat edecekti. insan ayrilirken aslinda kendini tercih ediyordu. Her ayrilikta hep kendine donuk bir tercih vardi. Farketmese de ne kadar mutevazi olsa da insan bencildi. kendini seciyordu. Eger umursamaz davransaydi kendine saygisi kalmayacakti. Kendisine saygi duymayan bir insana donusmek istemiyordu. Evet hayat kisaydi, hatta bostu ama bazi degerleri korumak gerektigine inaniyordu. bu onun kendi dogrusuydu. Mutlak bir dogru yoktu. Her dogru gibi goreceliydi. Kimse kimsenin dogrusunu elestirme hakkina sahip oldugunu dusunmuyordu. Hayat herkesi baska dogrulara suruklemisti. Sevdigi adaminda dusundugu dogrular aslinda ona ne kadar yanlis geliyor diye dusunmus ama elestirme hakkini kendinde gormemisti. Kimin haddineydi. Cunku sevdigi adamin basindan bir intihar gecmis ve kurtulmustu. Intihardan kurtulan bir adam ne kadar eski hali gibi kalirdi ki. Intihar ondan neler almis, neler vermis hic sorgulamamisti. "Keske daha cok uzerine dusseydim. daha cok anlasaydim,sorsaydim" diye hayiflanmisti. Ama farketti ki karsisindaki artik kayip bir ruhtu. Bozulmustu. Her ne kadar bozulmus olsa da onun ilk erkegiydi. Sabaha kadar sevistigi... Onun icin her pozisyona girmisti. Bunlari hicbir degeri yoktu. Asil en deger verdigi sey onunla ne kadar rahata opusebildigiydi. O zamana kadar opusmekten hep utanmisti. Ondan severek ayrilmisti. Sevmek nerede baslardi? KALb de mi beyinde mi? Bu sorunun cevabinin aslinda beyin oldugunu dusunuyordu. Onu aklimiza getiren ruyamizda bilincaltindan cikaran o sinsi beynin eseri olduugnu zannederken peki bu kalb agrisi nereden cikmisti? onu da mi beyin yapiyordu? Hayatinda ilk defa kalbinin agridigini hissetmisti. " belki bir baska erkekle sevissem onun unuturum" diye dusundu. Bu dusuncesinden utanmali miydi? Emin degildi.Sarabindan bir yudum aldi. Farketti ki en son sarap ictigi aksam sevdigi adamla sabaha kadar sevisecekleri geceydi. unutacakti. unutmaliydi. unutturacakti zaman istemese de.
Thursday, 5 March 2015
Gene annem babamla oturduk bir gun
Gene oturmusuz gunlerden bir gun, mesela bugun, sabah kahvaltisindayiz. sabah kahvaltilari bir aile icin onemli olmalidir. Kahvaltiya onem vermeyen insanlardan kacinilmali bana gore. Cunku paylasima o kadar onem verilmezse zamanla hersey bos gelir. Bos isler yaninda bos duygulari da getirir ve gecen yillar insanin icini de bosaltir. Ici bombos bir insan sadece bir robota donusur. Yeni gunun yeni umutlari karsilikli yuzler birbirine bakilarak, paylasarak surmelidir. Zaman zaman o masada kavga da edilir ama cogunlukla gulusulur. Yapilan kavgalar da tutkuyla yapilir. Soyle karsi duvara bardagini atacaksin ki tutkuna, yasam enerjine, askina degsin.
Annemle babamdan hep bahsedirim. Nasil mi bahsederim? "...Aman aman cok seviyorum onlari, canlarim onlar benim gibi..." ergen kiz laflari etmek amacinda degilim, beceremiyorum da...
Hayatta kimse mukemmel degildir. Zorlamaya gerek yok. Kusurluyuz iste. Bir yerinden arizaliyiz. Mesele arizamizin ne kadar gecici de olsa tamir edebiliyor olmasinda. Evet mukemmel degiliz, olamiyoruz da ama birbirini mukemmellestiren es bulmak veya olmak. Onlar hakkinda her zaman soyledigim sey iste buydu. Birbirinin mukemmeli olan iki insan. hergun onlarla uyaniyorum, ya da onlar birbiriyle uyaniyor desem daha dogru sanki.
Bu sabah sordum ikisine de; "Tekrar bu hayatta gelseniz, gene birbirinizle evlenir miydiniz?" Annem de bir siritis, babamin gozlerinden ise bir bugulanis. Annem enerjik bir sekilde "Gene evlenirdim valla" derken, babam yari dusunceli "Hayir evlenmezdim" dedi..........NE?????????
Babama sordum. "Neden evlenmezdin?" ne diyecegini cok merak ederek cunku annem mukemmel bir kadindir. Babam "Annen bir daha karsima ciksa yuzumu cevirip evlenmezdim".... ALLAH ALLAH
"Neden?"
Babam: "Annene kiyamazdim" "Daha rahat bir hayat yasamasini isterdim"
Annem: " Ben gene evlenirdim"
Sizce hangisi birbirini daha cok seviyor??? Bu sorunun bir cevabi oldugunu dusunmuyorum. Cunku cevaplanarak kisitlanacak bir kalip degil. Hissedilmesi gereken duygu..
O kadar ki bu kadar cok bosanma vakalarinin yasandigi bu zamanda bosanmis musterilerimiz annemle babamin evliligine gipta edip dile getiriyorlar. Oyle ki annem hemen laf atti. "Biz bosansak herkeste bir sok etkisi yaratir herhalde" :) tabi ben de dururmuyum "Aman annecim sakin bosanmayin toplum bunu kaldiramaz" :))
Askta gurur var midir? Iki gundur bu soru kafamda yankilaniyor. Yok demeyin nolur. Cok affedersiniz okuz gibi bir gurur var ben de. Napalim genetigim boyle suc benim mi? Benim gibi okuz gururuna sahip olanlar bir klup kursak arada bulusup aglasak okuz gururlarimizi yaristirsak, sonra ayni okuz gururuyla gene hayatimiza devam etsek...
Yani toparlayayim artik.. Emek vermeden deger, kiymet bilinmez. Okuz gururu yaparak hicbirsey kazanilmaz, malesef kaybedilir. Askta gurur var midir? bu sorunun cevabini daha dusunmem yillar alacak. Ama emek vererek birbirinin mukemmeli bir es olabilir veya esiniz olabilir. Sevgi ve saygiya dayali anlayis, hosgoru lazim. Altyapisi saygi olmayan bir iliski er gec cokecektir. Once saygi duyarak bir adim baslatilir gerisi gelecektir...
Ve yillar gececek....
Ve yaslanacaksiniz
Friday, 25 October 2013
Ask-Sarki-Kahraman
Bazen size cok dokunan bir ask sarkisina denk gelirsiniz. Her ask sarkisi gibi onun da ait oldugu bir ask vardir. Ve siz kisa bir sureligine onlarin askina dahil olursunuz icine almasina izin verdiginiz icin. Onlar mutluysa siz de mutlusunuz. Onlar ayrilmissa siz de uzgun. Icinden bir olurseki eger, sizinde icinizde kanayan bir yara acilir. Onlar icin uzulurken, bir yaniyla kendinizi de uzuluyorsunuzdur cunku.
Bir askin buyuklugu,cekilen aciya baglidir. Ask acitir cunku. En buyuk aciyi ise Olum getirir. Geride kalan, hikayenin kahramanidir.
Hikaye bitirmemek icin tekrar tekrar basa doner.
Dunyanin en buyuk acisini omuzlamistir artik.
Hep geride kalarak... Sonsuza kadar...
Thursday, 15 August 2013
Dune, bugune, yarina kendime not
Insan ancak yalniz kalinca yazabiliyor. Ruhum yazmaya ac ama yalniz degilim...
Wednesday, 5 June 2013
Direnis neleri degistirdi?
Kucuklugum de takim tutma ozentisi icinde sadece Fenerbahce`yi kendime yakin bulmus olup Besiktas ve Galatasaray takimina,
taraftarlarina ve ruhuna o derece uzakta
olurken Carsi grubunun dozerle TOMA kovalamasina, uzerinden gecen helikoptere
bakip arkasindakilere sorarak “Aranizda helikopter kullanmasini bilen var mi?”
sorusundaki ozguvenine, mucadelecigine hayran kalarak, Carsi ruhunu hissettim.
Polis tarafindan yakalanan 40 civari Fenerbahceli `yi kurtaran
400 Galatasarayli taraftari gordum. Demek ki biz sadece tribunde karsi
karsiyayiz direniste yan yanayiz mesajini gordum.
Izmirli olarak yedi cihan bir araya gelse yanyana
koyamacaginiz Karsiyaka-Goztepe taraftarini onumde omuz omuza gordum. (Bilmeyen
icin,Karsiyaka-Goztepe deplansmanlari Galatasaray-Fenerbahce`kine benzemez)
Mhp lideri Devlet Bahceli bir aciklama yapti dedi ki “Bizi
meydanlarda goremeyeceksiniz”
abarttigimi sanabilirsiniz ama benim oldugum eylem yerlerinde ciddi bir
cogunluk Mhp`li vatandaslarimiz vardi. Artik onlara eskisinden daha dikkatli ve saygili
bakmaktayim.
AKP`yi destekleyen arkadaslarimin da bizden korktugunu,
direnisimizin amacini bizim onlari yok etmek istedigimizi dusundugunu hissettim.
Ama biz sadece Ozgurlugumuzu hatta sizin ozgurlugunuz icin de mucadele ettigimizi
anlamasini istiyoruz. Benim tarafimdan
senin canini yakacak bir sey varsa mucadelene yardim ederim ama benim canim
yandigi zaman sen de benim icin mucadele et demek istiyorum. bu kimseyi asimile
etme direnisi degildir, bu herkes kendi hakkini savunabilsin, gereken yerinde
sesini cikarabilsin, kimligini ortaya koyabilecegi, hakkini savunabilecegi Cumhuriyet
temelli bir direnis oldugunu anlasin. Neden Cumhuriyet`ten bu kadar
korkuyorsunuz?
Annemin gozundeki o icler acisi korkuyu gordum. Korktugu sey
ise Polislerdi. Her eyleme giderken arkamda ceset gibi birakmanin vicdan
azabindayim. Insanin annesiyle-devrim arasindaki o ince cizginin ustunde gidip
geldim gunlerce (belki klise diceksiniz ama benim kadar hissedemeyebilirsiniz)
Muhafazakar kesimin kendi capimda beyin yapisiyla ilgili
hipotezler olusturdum. Mesela, beyinlerindeki muhakeme, karsilastirma, oz-elestirme yapma
bolumlerini kapattigina o bolgeleri hic calistirmadiklari gibi surekli
cevresinden dolanip nereden nasil bahaneyle hakli cikabilirim politikasinda
olduklarini gordum.
Ama ote yandan ayni muhafazakar kesimin icinde Akp`ye
direnis gosteren insanlari gordukce “ben rahat yasayacagim diye baskalarinin
aci cekmesine izin veremem” diyen insanlar onlar benim kahramanlarim oldu.
Eminim herkes ilk defa uykusuzluk cekmekten memnun olup en
ufak yorgunluk hissetmiyordur. Enerjinin nereden geldigini biliyoruz.
Hayatimda hic Kurt, terorist yakistirmalarina karsi kimlik
kazanma eylemlerinde bulunmadim. Bulunanlari da onlar kadar anlayamadim. Ancak hukumete karsi simdi bizler kimlik
mucadelesi veriyoruz ya iste simdi biraz onlarin davasini hissedebilmis olmayi
farkettim
.
“Siz neredeydiniz, niye o zaman da sesiniz cikmadi” gibi sozlerle
sidik yaristirmaya gerek yok ben de onlara ornek vere vere sordum “siz
neredeydiniz, neden sesiniz cikmadi?” hic bir cevap alamadim Artik “simdi
buradayim. Bundan sonra da elimden geldigince olacagima soz veriyorum, peki sen
de yanimda misin bundan boyle beraber sesimizi cikarmaya soz veriyor musun?”
diye sormak istiyorum.
Ben hic namaz kilmadim, oruc tutmadim, Hacca gitmeyi
dusunmuyorum. Sadece Toprak Ana`ya agaca,cicege, ekine,hayvana ibadet ederim. Ama sen namaz kilan, oruc tutan, Hacca
giden sana sonsuz saygi duyuyorum. Senden
tek istegim benim namus bekciligimi yapma? Ne giyecegime, ne icecegime, benim
vucudumla ilgili kararlarima (kurtaj) lutfen karisma!! Ben cani degilim icimde
buyuyen bir canliyi oldurecek kadar, ama benim sagligim bile degil, dogacak
bebegimin hayati, sagligi bunu gerektiriyorsa kurtajimi yaparim.
Kimi desteklersen destekle, istersen Ak partiye gene oyunu ver,
benim sana saygim degismeyecek ama senden tek bir istegim var “Mustafa Kemal
olmasaydi bugun nerede olurduk, onu dusun ve O`na ve silah arkadaslarina
hakettigi degeri ve saygiyi goster, onu karalayanlara sen de sesini cikar”
Hepimiz bir onceki kusaktan daha ileriyiz. Anne-babalarimizin
bir adim otesinde tahsilli olup onlarin gecmisteki anlasmazligina, biz uzlasmaci olalim.
Cunku gelecek, BIZLERIZ VE BIZIM COCUKLARIMIZ. Artik bu sahnenin aktorleri
biziz, bir ortada bulusalim. HERKES BIR ADIM ONE CIKSIN…
Sunday, 5 August 2012
Sus
Kalktim. Giyindim. Ciktim. Vardim. Oturdum. Dinledim. Kalktim. Yurudum. Girdim. Oturdum. Duydum. Baktim. Gordum.
Seni gordum. Kalktim. Yurudum. Geldim. Konustum. Dinledin. Oturdum. Konustum. Dinledin. Konustun. Dinledim. Sustum. Sustun. Kalktim. Gittim. Aradim. Actin. Geldim. Bekledim. Geldin. Konustum. Konustun. Guldum. Guldun. Gulduk. Sustum. Sustun. Sustuk.
Sustuk. Sustuk. Sustuk. Gittim. Gittin. Bekledim. Gelmedin. Beklemedim. Terkettin. Ozledim. Karsilastik. Sustum. Sustun. Sustuk. Sustuk. Sustuk. Sustuk….
Sen ve ben hep sustuk…sustuk...sustuk...
Seni gordum. Kalktim. Yurudum. Geldim. Konustum. Dinledin. Oturdum. Konustum. Dinledin. Konustun. Dinledim. Sustum. Sustun. Kalktim. Gittim. Aradim. Actin. Geldim. Bekledim. Geldin. Konustum. Konustun. Guldum. Guldun. Gulduk. Sustum. Sustun. Sustuk.
Sustuk. Sustuk. Sustuk. Gittim. Gittin. Bekledim. Gelmedin. Beklemedim. Terkettin. Ozledim. Karsilastik. Sustum. Sustun. Sustuk. Sustuk. Sustuk. Sustuk….
Sen ve ben hep sustuk…sustuk...sustuk...
Saturday, 4 August 2012
3. Cogullar
Metroya iner inmez tren hemen gelirse kendimi o gün bitene kadar sanslı hissediyorum. Gitsem sayısal oynasam yada piyango bileti ceksem sanki o gün bana vuracak. Trene beklemeden binmek ve hemen bos yer bulmak, bu bir mucize
olmaliydi. Cantamdaki kitaplarin agirliginin hissettirdigi amele yorgunlugu vardı üzerimde. Oturuyorum, ayakta duranlara şöyle piç bir gülümseme atiyorum "yeri kaptim" dercesine. Her zamanki rituelim kitabimi aciyorum yanina da "Bethoween`in 7. senfonisi iyi gidiyor" düsünerek kulakliklarimi takiyorum. Nedensiz tad
alamiyorum kitaptan, kapatiyorum.
Onlari duyuyorum. Kaldiriyorum basimi, devirdim gozlerimi, gozümün
onündeler. Her yerdeler ve cok kalabalıklar…Cok konusuyorlar.Hep konusuyorlar
Susmuyorlar. Muzik cabalıyor, onlara meydan okuyor ama faydasız, müzigin bile
arasından sızıyorlar. Hala duyuyorum. Sonra merak ediyorum…Bu kadar anlatacak
neleri var diye. Tren bile dayanamiyor artik, O da dile geliyor her duragi tek tek
saymaya basliyor. Sanki onlar costukca ben kaybediyorum, sanki enerjimi onlar
kullanıyor, o kadar fevri harcıyorlar ki.
Her yerdeler ve cok kalabalıklar..
Iclerinden biriyle goz goze geliyorum, en kücükleri, bir kiz, gülümsüyor bana.
Neden gülümsüyor ki oysa ben gülümsemek istemiyorum. Dünya`da ki o anda BEN gülümsemek istemiyorum işte.Hatta degil yalnız o an, bütün gün
gülümsemeyecegim işte. Bugünü kendime “Dünya Gülümsememe Günü” ilan ediyorum. Gülmüyorum
cünkü bu sabah saatlerinde firmamızın gülümseme müdürü ani bir kalp kriziyle
hayata veda etti. Cenaze sebebiyle müsterilerimiz bugün ki hizmetten
faydalanamıyor. Gelen telefonlari Izdirap, Agit, Aglama, Suskun hal, Somurtma
servislerine yonlendiriyoruz. Birkac güne yerine birini atarlar.
Bir cocuk ablasinin kucaginda uyuyor. Sanki o an, dünyanin
en guzel manzarasina bakiyormuşum gibi hissediyorum. Kardesim de boyle uyur diye düsünüyorum. Belki de dünyadaki bütün kardesler hep oyle uyuyor ve benim
kardesim dünyadaki bütün kardeslere benziyordu o anda. Ama nedensiz nefret
ettim, nefret ettim iste onlardan, cünkü her bakisim da ablanin kardesini oksadigi gordukce acaba kardesime iyi ablalik yapabildim mi?
diye düsünmeme sebep oluyorlar. Digerlerinden de nefret ediyorum alisverise
giden anneler ve kizlarindan, neden o gün benim gittigim dükkana geliyorlar ki
baska gün mü kalmadi sanki. Yanindan gecen adamin üzerinden yayilan eski
sevgilinin parfümü. Gecmisin kelebek etkileri bunlar. Hep kovaliyorlar. Cok sacma yerlerde bekliyorlar.
Her yerdeler
ve cok kalabaliklar…
Evime siginmaliyim. Oraya gelemezler. Ne Onlar, ne o ablayla
kardeş, ne o anne ile kizi ne de o parfümlü adam. Biraz daha hizli yürüsem
hemen varicam ama sirtimdaki yük beni yavaslatiyor. Yeşil cayin hayalini
kuruyorum, sicak sicak, her yudum bir arinma gibi sanki. Gider gitmez dus almaliyim diyorum, üzerime yapisan konusmalar, gülümsemeler, bakislar, kokular anca oyle kurtulurum. Atmalıyım onlari üzerimden.
Her yerdeler ve cok kalabaliklar…
Subscribe to:
Posts (Atom)
.jpg)