Thursday, 5 March 2015

Gene annem babamla oturduk bir gun

Gene oturmusuz gunlerden bir gun, mesela bugun, sabah kahvaltisindayiz. sabah kahvaltilari bir aile icin onemli olmalidir. Kahvaltiya onem vermeyen insanlardan kacinilmali bana gore. Cunku paylasima o kadar onem verilmezse zamanla hersey bos gelir. Bos isler yaninda bos duygulari da getirir ve gecen yillar insanin icini de bosaltir. Ici bombos bir insan sadece bir robota donusur. Yeni gunun yeni umutlari karsilikli yuzler birbirine bakilarak, paylasarak surmelidir. Zaman zaman o masada kavga da edilir ama cogunlukla gulusulur. Yapilan kavgalar da tutkuyla yapilir. Soyle karsi duvara bardagini atacaksin ki tutkuna, yasam enerjine, askina degsin. 

Annemle babamdan hep bahsedirim. Nasil mi bahsederim? "...Aman aman cok seviyorum onlari, canlarim onlar benim gibi..." ergen kiz laflari etmek amacinda degilim, beceremiyorum da...

Hayatta kimse mukemmel degildir. Zorlamaya gerek yok. Kusurluyuz iste. Bir yerinden arizaliyiz. Mesele arizamizin ne kadar gecici de olsa tamir edebiliyor olmasinda. Evet mukemmel degiliz, olamiyoruz da ama birbirini mukemmellestiren es bulmak veya olmak. Onlar hakkinda her zaman soyledigim sey iste buydu. Birbirinin mukemmeli olan iki insan. hergun onlarla uyaniyorum, ya da onlar birbiriyle uyaniyor desem daha dogru sanki. 

Bu sabah sordum ikisine de; "Tekrar bu hayatta gelseniz, gene birbirinizle evlenir miydiniz?" Annem de bir siritis, babamin gozlerinden ise bir bugulanis. Annem enerjik bir sekilde "Gene evlenirdim valla" derken, babam yari dusunceli "Hayir evlenmezdim" dedi..........NE?????????

Babama sordum. "Neden evlenmezdin?" ne diyecegini cok merak ederek cunku annem mukemmel bir kadindir. Babam "Annen bir daha karsima ciksa yuzumu cevirip evlenmezdim".... ALLAH ALLAH
"Neden?"
Babam: "Annene kiyamazdim" "Daha rahat bir hayat yasamasini isterdim"
Annem: " Ben gene evlenirdim"

Sizce hangisi birbirini daha cok seviyor??? Bu sorunun bir cevabi oldugunu dusunmuyorum. Cunku cevaplanarak kisitlanacak bir kalip degil. Hissedilmesi gereken duygu..
O kadar ki bu kadar cok bosanma vakalarinin yasandigi bu zamanda bosanmis musterilerimiz annemle babamin evliligine gipta edip dile getiriyorlar. Oyle ki annem hemen laf atti. "Biz bosansak herkeste bir sok etkisi yaratir herhalde" :) tabi ben de dururmuyum "Aman annecim sakin bosanmayin toplum bunu kaldiramaz" :))

Askta gurur var midir? Iki gundur bu soru kafamda yankilaniyor. Yok demeyin nolur. Cok affedersiniz okuz gibi bir gurur var ben de. Napalim genetigim boyle suc benim mi? Benim gibi okuz gururuna sahip olanlar bir klup kursak arada bulusup aglasak okuz gururlarimizi yaristirsak, sonra ayni okuz gururuyla gene hayatimiza devam etsek...

Yani toparlayayim artik.. Emek vermeden deger, kiymet bilinmez. Okuz gururu yaparak hicbirsey kazanilmaz, malesef kaybedilir. Askta gurur var midir? bu sorunun cevabini daha dusunmem yillar alacak. Ama emek vererek birbirinin mukemmeli bir es olabilir veya esiniz olabilir. Sevgi ve saygiya dayali anlayis, hosgoru lazim. Altyapisi saygi olmayan bir iliski er gec cokecektir. Once saygi duyarak bir adim baslatilir gerisi gelecektir...
Ve yillar gececek....
Ve yaslanacaksiniz
Ve yaninizda mukemmeliniz esiniz olacaktir :)))



Friday, 25 October 2013

Ask-Sarki-Kahraman


Bazen size cok dokunan bir ask sarkisina denk gelirsiniz. Her ask sarkisi gibi onun da ait oldugu bir ask vardir. Ve siz kisa bir sureligine onlarin askina dahil olursunuz  icine almasina izin verdiginiz icin. Onlar mutluysa siz de mutlusunuz. Onlar ayrilmissa siz de uzgun. Icinden bir olurseki eger, sizinde icinizde kanayan bir yara acilir. Onlar icin uzulurken, bir yaniyla kendinizi de uzuluyorsunuzdur cunku.

Bir askin buyuklugu,cekilen aciya baglidir. Ask acitir cunku. En buyuk aciyi ise Olum getirir. Geride kalan, hikayenin kahramanidir.

Hikaye bitirmemek icin tekrar tekrar basa doner.

Dunyanin en buyuk acisini omuzlamistir artik.

Hep geride kalarak... Sonsuza kadar...





Thursday, 15 August 2013

Dune, bugune, yarina kendime not






Insan ancak yalniz kalinca yazabiliyor. Ruhum yazmaya ac ama yalniz degilim...




Wednesday, 5 June 2013

Direnis neleri degistirdi?


Kucuklugum de takim tutma ozentisi icinde sadece Fenerbahce`yi kendime yakin bulmus olup  Besiktas ve Galatasaray takimina, taraftarlarina ve ruhuna  o derece uzakta olurken Carsi grubunun dozerle TOMA kovalamasina, uzerinden gecen helikoptere bakip arkasindakilere sorarak “Aranizda helikopter kullanmasini bilen var mi?” sorusundaki ozguvenine, mucadelecigine hayran kalarak, Carsi ruhunu hissettim.

Polis tarafindan yakalanan 40 civari Fenerbahceli `yi kurtaran 400 Galatasarayli taraftari gordum. Demek ki biz sadece tribunde karsi karsiyayiz direniste yan yanayiz mesajini gordum.

Izmirli olarak yedi cihan bir araya gelse yanyana koyamacaginiz Karsiyaka-Goztepe taraftarini onumde omuz omuza gordum. (Bilmeyen icin,Karsiyaka-Goztepe deplansmanlari Galatasaray-Fenerbahce`kine benzemez)

Mhp lideri Devlet Bahceli bir aciklama yapti dedi ki “Bizi meydanlarda goremeyeceksiniz”  abarttigimi sanabilirsiniz ama benim oldugum eylem yerlerinde ciddi bir cogunluk Mhp`li vatandaslarimiz vardi. Artik onlara  eskisinden daha dikkatli ve saygili bakmaktayim.

AKP`yi destekleyen arkadaslarimin da bizden korktugunu, direnisimizin amacini bizim onlari yok etmek istedigimizi dusundugunu hissettim. Ama biz sadece Ozgurlugumuzu hatta sizin ozgurlugunuz icin de mucadele ettigimizi anlamasini istiyoruz.  Benim tarafimdan senin canini yakacak bir sey varsa mucadelene yardim ederim ama benim canim yandigi zaman sen de benim icin mucadele et demek istiyorum. bu kimseyi asimile etme direnisi degildir, bu herkes kendi hakkini savunabilsin, gereken yerinde sesini cikarabilsin, kimligini ortaya koyabilecegi, hakkini savunabilecegi Cumhuriyet temelli bir direnis oldugunu anlasin. Neden Cumhuriyet`ten bu kadar korkuyorsunuz?

Annemin gozundeki o icler acisi korkuyu gordum. Korktugu sey ise Polislerdi. Her eyleme giderken arkamda ceset gibi birakmanin vicdan azabindayim. Insanin annesiyle-devrim arasindaki o ince cizginin ustunde gidip geldim gunlerce (belki klise diceksiniz ama benim kadar hissedemeyebilirsiniz)

Muhafazakar kesimin kendi capimda beyin yapisiyla ilgili hipotezler olusturdum. Mesela, beyinlerindeki  muhakeme, karsilastirma, oz-elestirme yapma bolumlerini kapattigina o bolgeleri hic calistirmadiklari gibi surekli cevresinden dolanip nereden nasil bahaneyle hakli cikabilirim politikasinda olduklarini gordum.
Ama ote yandan ayni muhafazakar kesimin icinde Akp`ye direnis gosteren insanlari gordukce “ben rahat yasayacagim diye baskalarinin aci cekmesine izin veremem” diyen insanlar onlar benim kahramanlarim oldu.

Eminim herkes ilk defa uykusuzluk cekmekten memnun olup en ufak yorgunluk hissetmiyordur. Enerjinin nereden geldigini biliyoruz.

Hayatimda hic Kurt, terorist yakistirmalarina karsi kimlik kazanma eylemlerinde bulunmadim. Bulunanlari da onlar kadar anlayamadim. Ancak hukumete karsi simdi bizler kimlik mucadelesi veriyoruz ya iste simdi biraz onlarin davasini hissedebilmis olmayi farkettim
.
“Siz neredeydiniz, niye o zaman da sesiniz cikmadi” gibi sozlerle sidik yaristirmaya gerek yok ben de onlara ornek vere vere sordum “siz neredeydiniz, neden sesiniz cikmadi?” hic bir cevap alamadim Artik “simdi buradayim. Bundan sonra da elimden geldigince olacagima soz veriyorum, peki sen de yanimda misin bundan boyle beraber sesimizi cikarmaya soz veriyor musun?” diye sormak istiyorum.

Ben hic namaz kilmadim, oruc tutmadim, Hacca gitmeyi dusunmuyorum. Sadece Toprak Ana`ya agaca,cicege, ekine,hayvana ibadet ederim.  Ama sen namaz kilan, oruc tutan, Hacca giden  sana sonsuz saygi duyuyorum. Senden tek istegim benim namus bekciligimi yapma? Ne giyecegime, ne icecegime, benim vucudumla ilgili kararlarima (kurtaj) lutfen karisma!! Ben cani degilim icimde buyuyen bir canliyi oldurecek kadar, ama benim sagligim bile degil, dogacak bebegimin hayati, sagligi bunu gerektiriyorsa kurtajimi  yaparim.

Kimi desteklersen destekle, istersen Ak partiye gene oyunu ver, benim sana saygim degismeyecek ama senden tek bir istegim var “Mustafa Kemal olmasaydi bugun nerede olurduk, onu dusun ve O`na ve silah arkadaslarina hakettigi degeri ve saygiyi goster, onu karalayanlara sen de sesini cikar”


Hepimiz bir onceki kusaktan daha ileriyiz. Anne-babalarimizin bir adim otesinde tahsilli olup onlarin gecmisteki anlasmazligina, biz uzlasmaci olalim. Cunku gelecek, BIZLERIZ VE BIZIM COCUKLARIMIZ. Artik bu sahnenin aktorleri biziz, bir ortada bulusalim. HERKES BIR ADIM ONE CIKSIN…






Sunday, 5 August 2012

Sus

Kalktim. Giyindim. Ciktim. Vardim. Oturdum. Dinledim. Kalktim. Yurudum. Girdim. Oturdum. Duydum. Baktim. Gordum. 


Seni gordum. Kalktim. Yurudum. Geldim. Konustum. Dinledin. Oturdum. Konustum. Dinledin. Konustun. Dinledim. Sustum. Sustun. Kalktim. Gittim. Aradim. Actin. Geldim. Bekledim. Geldin. Konustum. Konustun. Guldum. Guldun. Gulduk. Sustum. Sustun. Sustuk.


Sustuk. Sustuk. Sustuk. Gittim. Gittin. Bekledim. Gelmedin. Beklemedim. Terkettin. Ozledim. Karsilastik. Sustum. Sustun. Sustuk. Sustuk. Sustuk. Sustuk….


 Sen ve ben hep sustuk…sustuk...sustuk...

Saturday, 4 August 2012

3. Cogullar


Metroya iner inmez  tren hemen gelirse  kendimi  o gün bitene kadar sanslı hissediyorum. Gitsem sayısal oynasam yada piyango bileti ceksem sanki o gün bana vuracak. Trene beklemeden binmek ve hemen bos yer bulmak, bu bir mucize olmaliydi. Cantamdaki kitaplarin agirliginin hissettirdigi amele yorgunlugu vardı üzerimde. Oturuyorum, ayakta duranlara şöyle piç bir gülümseme atiyorum "yeri kaptim" dercesine. Her zamanki rituelim kitabimi aciyorum yanina da "Bethoween`in 7. senfonisi  iyi gidiyor"  düsünerek kulakliklarimi takiyorum. Nedensiz tad alamiyorum kitaptan, kapatiyorum.


Onlari duyuyorum. Kaldiriyorum basimi, devirdim gozlerimi, gozümün onündeler. Her yerdeler ve cok kalabalıklar…Cok konusuyorlar.Hep konusuyorlar Susmuyorlar. Muzik cabalıyor, onlara meydan okuyor ama faydasız, müzigin bile arasından sızıyorlar. Hala duyuyorum. Sonra merak ediyorum…Bu kadar anlatacak neleri var diye. Tren bile dayanamiyor artik, O da dile geliyor her duragi tek tek saymaya basliyor. Sanki onlar costukca ben kaybediyorum, sanki enerjimi onlar kullanıyor, o kadar fevri harcıyorlar ki. 
Her yerdeler ve cok kalabalıklar..


Iclerinden biriyle goz goze geliyorum, en kücükleri, bir kiz, gülümsüyor bana. Neden gülümsüyor ki oysa ben gülümsemek istemiyorum. Dünya`da ki o anda BEN gülümsemek istemiyorum işte.Hatta degil yalnız o an, bütün gün gülümsemeyecegim işte. Bugünü kendime “Dünya Gülümsememe Günü” ilan ediyorum. Gülmüyorum cünkü bu sabah saatlerinde firmamızın gülümseme müdürü ani bir kalp kriziyle hayata veda etti. Cenaze sebebiyle müsterilerimiz bugün ki hizmetten faydalanamıyor. Gelen telefonlari Izdirap, Agit, Aglama, Suskun hal, Somurtma servislerine yonlendiriyoruz. Birkac güne yerine birini atarlar. 

Bir cocuk ablasinin kucaginda uyuyor. Sanki o an, dünyanin en guzel manzarasina bakiyormuşum gibi hissediyorum. Kardesim de boyle uyur diye düsünüyorum. Belki de dünyadaki bütün kardesler hep oyle uyuyor ve benim kardesim dünyadaki bütün kardeslere benziyordu o anda. Ama nedensiz nefret ettim, nefret ettim iste onlardan, cünkü her bakisim da ablanin kardesini oksadigi gordukce  acaba kardesime iyi ablalik yapabildim mi? diye düsünmeme sebep oluyorlar. Digerlerinden de nefret ediyorum alisverise giden anneler ve kizlarindan, neden o gün benim gittigim dükkana geliyorlar ki baska gün mü kalmadi sanki. Yanindan gecen adamin üzerinden yayilan eski sevgilinin parfümü. Gecmisin kelebek etkileri bunlar. Hep kovaliyorlar. Cok sacma yerlerde bekliyorlar. 
Her yerdeler ve cok kalabaliklar…


Evime siginmaliyim. Oraya gelemezler. Ne Onlar, ne o ablayla kardeş, ne o anne ile kizi ne de o parfümlü adam. Biraz daha hizli yürüsem hemen varicam ama sirtimdaki yük beni yavaslatiyor. Yeşil cayin hayalini kuruyorum, sicak sicak, her yudum bir arinma gibi sanki. Gider gitmez dus almaliyim diyorum, üzerime yapisan konusmalar, gülümsemeler, bakislar, kokular anca oyle kurtulurum. Atmalıyım onlari üzerimden. 
Her yerdeler ve cok kalabaliklar…



Friday, 29 June 2012

M=Mutluluk , Mezar

Her gun ders calismak icin gittigim kutuphanenin yaninda eski bir mezarlik var, tarihi eser sebebiyle yikilmasina izin verilmemis.  Ustundeki yillara baktim hepsi 1800 kusur yillarinda yapilmis. Calisma masamin yanindaki pencere direk mezar manzarali, cok mizahi sanki! mezar manzarali calisma masam.
Onundeki dersin stresinden arada bir kafami kaldirip mezarligi gormek icin uzatiyorum. O manzara beni celiskilerin icine atiyor tabi bu kadar deep down dusunce yogunlugu sonunda “hayati bu kadar ciddiye almayin,nasil olsa icinden canli cikamayacagiz, aha! karsindaki manzaraya bak”`a baglaniyor.
Ne kadar,ne kadar cok hayaller kuruyoruz,umutlar, taze baslangiclar, yeniden yeniden filizlenen duygular
Ne kadar,ne kadar cok hayal kirikliklari yasiyoruz, basarisizliklar, yeniden baslamalar, korelen duygular
Mesela Ask, ne kadar cok feragat ediyoruz ondan. Oysa ki herkes asik olmak istiyor. Gercek aski istiyor hani icini titreten, urperten geceleri uyku tutturmayan evet bunu herkes istiyor,hadi ama cool`lugu birakin azicik da bari kendinize durust olun. Asktan askta kosan da, basini kadirmadan asosyal inek tipli biri de herkes Aski hep ariyor.
Bugune kadar sansli bir hayat yasadim hala daha yasiyorum, cunku en yakinimdan kimseleri kaybetmedim. Hicbir sonsuz ayrilik acisi yasamadim ama biliyorum ki bu da sonsuza kadar gitmeyecek tek tek herkesi kaybetmeye baslayacagim. Bazen cok sevdigim birini kaybetmis gibi uzuluyorum,agliyorum. Belki de amacim olacak hadisenin onceden gozyaslarini dokmek ki gercek zamaninda guclu goruneyim,belki de sadece aglamak istedigim icin, belki  sadece mazosisttim.
Gercek mutluluk icimizde aslinda, biliyor musunuz?  Ne klise bir laf ama gercekten oyle. En cok neye guluyorum aslinda Ingilteredeki Turkler, Turkiye`deki insanlara ozeniyor,onlarin daha mutlu oldugunu dusunuyor, Turkiye`dekilerse , ingilteredeki insanlarin daha mutlu yasadigini dusunuyor. Kisaca icimden gecen “Bullshit” kimse nerede,nasil, ne sartlarda olursa olsun mutlu degil. Mutlu insanlar, sadece mutlulugun sirrini cozmus olanlar onu bir yere,bir esyaya,bir insana baglamadan mutlu olmayi sadece kendisine baglayan insanlar mutlu.
Simdi herkes 1 dakikaligina gozunu kapatsin ve bir hayal kurun. Hayaliniz de hani taa gecmisten beri kimseye itiraf edemediginiz ama hayalini ara sira kurdugunuz bir meslek vardir yaa (mesela ben film artisti olmak ve Stephen Moyerle oynamak isterdim…ki asla olamayacagim) oysa ki suanda yaptiginiz is sebebiyle solmaya yuz tutan o gecmis zamanli hayal meslegi…hayalinizi hatirlayin….
……..






Evet gozleri actik ve avcunuzu kapatin ve orta parmaginizi havaya kaldirin, hayalinize dogru tutun
Iste mutluluk…